
Fotoğraf: trgezgin
Ahmet Anıl Kutlu
2 Temmuz 1986'da Çanakkale'de doğdu. İlk ve orta öğrenimini bu şehirde tamamladıktan sonra hukuk ve kamu yönetimi alanlarında eğitim aldı. Yaşamını Çanakkale'de iş insanı olarak sürdürüyor. Uzun yıllardır sivil toplum çalışmalarında yer alıyor; hâlihazırda Çanakkale Fenerbahçeliler Derneği başkanlığını yürütüyor.
Öykülerini ilk olarak 2011 yılında kendi adına açtığı blog sayfasında yayımlamaya başladı. Zamanla öyküleri çeşitli edebiyat dergilerinde yer buldu. Yazdıklarında çoğu zaman geçmişin izi, çocukluğun sesi ve insanın kendi içine bakmaktan kaçındığı anlar var.

Gerisi Sessizlik
“Bazı akşamlar,” dedi, “annem yemek yapmayı bırakırdı.”
“Niye?”
“Çünkü bir şey hatırlardı,” dedi. “Hatırlayınca insanın eli durur.”


Yazarken, insanın geçmişte bıraktığını sandığı izlerin ve içinde büyümeye devam eden çocuğun peşine düşüyorum.
Ahmet Anıl Kutlu

Bir Çocuk
Yetişkinlerin dünyası içinde kendi dünyasını kuran çocuklar. Hayatın neşesi de ağırlığı da bu kez onların gözlerinden ve kendi seslerinden anlatılıyor. Çocukların gözünden bakıldığında dünya; bazen bir oyun kadar neşeli, bazen büyümek zorunda kalmak kadar ağırdır.
- Yayınevi
- The Poet House
- Tarih
- Nisan 2024
- Resimleyen
- İsmail Sertaç Yılmaz
- Baskı
- 300 numaralı · tükendi



Yazılar
2011–2020 yılları arasında kişisel blogunda yayımladığı öyküler ve yazılar.
- Ters“Yaşamaz,” dediler doktorlar. “Yüreği kocaman, bedeninin iki katı.
- Saatin 25'iZamanı geldi, yola çıkmam gerek. Havanın soğuk olduğunun farkındayım.
- Gençİçerisi boştu. Cam kenarındaki masaya oturdum. Yanıma gelen genç adama balıkla birlikte rakı söyledim.
- Uçurtma“Gece durgundur, perdesi saklar hayallerimizi…”
- UzakVurdum onlarca kez, binlerce kez seni. İki kaşının ortasından vurdum.
- Sol-sağÜşüdüm… Hastalanıyorum galiba. Üzerimde bir kırgınlık var. Oysa deli gibi örtünüyorum.
- CanGözlerimi açtığımda aklıma ilk gelen sendin. Sonra bebeğimiz…
- ŞarkıYağmur başlamış, okul çıkışındaki kalabalık bir anda kaybolmuştu.
- VedaTelefon çaldığında sakin sakin konuştum. Oturduğum yerde bir süre öfkelerini, kızmalarını, gülümsemeni, yüreğini, çocukluğumu düşündüm.
- GünYatağından kalktı. Her uyandığında yaptığı gibi, her yanı onun resimleriyle kaplı duvarlarda gözlerini gezdirdi.
- Ceninİki erkeğin arasında uyandı. Sessizce uzanıyordu aralarında.
- BaşlangıçGüneş doğmadan uyandım. Yattığım yerden kırmızı ışıklı saati seyrettim.
- Şehirler arası“Soğuk bir yer,” demişlerdi buraya gelmeden önce.
- BarışKonvoyun içindeyim. Bir ayrılışın kutlaması var. Herkes, benden ayrılıyor diye mutlu sanki.
- SekKendisini salaş bir meyhanede buldu. Konuşamıyordu. Cam kenarındaki masaya oturdu.
- MasalHavalar ısınmaya başlamıştı. Güneş, yaklaşan yazın habercisiydi.
- ÇarkSabahtan beri havada bir sıkıntı var. Her yer gri. Masamdaki takvim olmasa belki de bugünü unutacaktım.
- MücadeleHavaalanından dönüyordum. İnsanlar hükûmeti protesto etmeye devam ediyordu.
- MakasYirmi bir yıl sonra kilidi elleri titreyerek tuttu. Anahtarı yerine takıp çevirdi.
- UmutKendisini dünyanın en şanslı insanı gibi hissediyordu. Oğlunun elinden tutmuş, onu yatağına götürüyordu.
- Telefon“Dargınsak eğer, üç günü geçeli aylar oluyor, haberin olsun.”
- YazÜç aylık işsizliğin ardından bugün işe başlamıştı. İlk günün yevmiyesini cebine koymuştu.
- Alın yazısıAli, hayatında her ne varsa özlerdi. İlk olarak çocukluk yıllarında annesini özledi.
- DenizDeniz, 28. buketi kapıyı açtığında fark etti. Görür görmez sinirlendi.
- LeylaLise son sınıfta, sınıfın en haylazlarının hemen önünde tek başıma oturuyordum.
- MahalleSene 1982… Eşref abi, mahallenin en delikanlı adamlarından biridir.
- ElKapıdan çıkarken babam ilk kez el salladı. Bu, onu son görüşüm oldu.
- Mahalle 2Sene 1982… Zehra’yı Ankara’nın küçük bir köyünden İstanbul’a getirmişlerdi.
- Olay yeriKapının eşiğinden geçip çalışma odasına giriyor. Tam yirmi bir adımda kasasının yanına gidiyor.
- Kahve— Vay, olay yeri incelemeden Mahmut abim, hoş geldin!
- DondurmaSene doksan altı… İlkokul dörde gidiyorum. Haftalık yirmi lira harçlık alıyorum.
- KazaMahmut operasyondaymış. “Gelemiyorum,” dedi. “Abi, hep böyle zamanlara nasıl denk getiriyorsun?”



